Sakızlar, özellikle şekerli olanları, genellikle göz ardı edilen kaloriler sağlar ve sık tüketildiğinde diş çürümelerine yol açabilir. Bir parça sakız yaklaşık 10 kcal civarındadır; eğer gün içinde birkaç tane yenirse, yıllık toplam kalori miktarı göz ardı edilemeyecek kadar fazla olur ve ayrıca şeker dişlere yapışır.
Sakız Çiğnemek Stresi ve Anksiyeteyi Azaltır Mı?
Ağırlığın ötesinde, birçok insanın sakıza başvurmasının nedenlerinden biri sinirleri yatıştırmaktır. İş yerinde ve günlük hayatta yüksek stres seviyeleri ile yaşıyoruz ve gün içinde birçok kez zihinsel ve fiziksel gerginlik hissetmek yaygındır.
Son zamanlarda yapılan bir meta-analiz, sakız çiğnemenin stres ve anksiyeteyi azaltmak için basit ve etkili bir araç olabileceğini ortaya koymuştur. Bu, mucizevi bir çözüm değildir ve diğer stratejilerin yerini almaz, ancak birçok insan üzerinde gerçek ve ölçülebilir bir etkiye sahip gibi görünmektedir. Yine de, yazarlar bunun kesin olarak doğrulanması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu belirtmektedir.
Açıklama, beynin işleyişine dayanıyor. Sakız çiğnerken, dikkat kontrolü, planlama ve dürtü inhibisyonunda rol oynayan prefrontal korteks aktive olur. Bu bölge, stres yanıtını düzenleyen hipotalamus-hipofiz-adrenal ekseni ve otonom sinir sistemi aracılığıyla çalışır. Bazı çalışmalar, sakız çiğnemenin stres hormonu olan kortizol seviyelerini değiştirebileceğini ve gergin durumlarda daha olumlu duygularla ilişkilendirildiğini göstermektedir.
Öznel açıdan bakıldığında, ağzın meşgul olması ve hoş bir tat algılamak da etkili olmaktadır. Fizyoloji ve psikolojinin bu karışımı, birçok insanın sakız çiğnerken rahatladığını, daha fazla konsantre olduğunu veya olumsuz düşüncelerden uzaklaştığını hissetmesine neden olur; bu da dolaylı olarak yeme şekillerini ve miktarlarını etkileyebilir.
Sakız Açlık ve Atıştırma Üzerinde Nasıl Etki Eder?
Birçok çalışma ve bilimsel inceleme, sakız çiğnemenin açlık ve iştah algısını değiştirip değiştirmediğini analiz etmiştir. Sonuçlar oldukça net bir yönde ilerlemektedir: Sakız, özellikle tatlı şeyler için iştahı azaltabilir, ancak bu her zaman gün boyunca daha az yemekle sonuçlanmaz.
Yetişkinler üzerinde yapılan araştırmalar, sakız çiğneyenlerin, çiğnemeyenlere göre daha az açlık hissettiklerini ve tatlı bir şeyler atıştırma isteğinin daha az olduğunu bildirdiğini göstermektedir. Bazı deneylerde, yaklaşık 45 dakika sakız çiğnemek, sonraki atıştırma miktarını %10 oranında azaltmıştır ve katılımcılar daha fazla tok hissettiklerini ve tatlı atıştırmalara karşı daha az istek duyduklarını belirtmişlerdir.
Ancak, sonrasında yenen toplam gıda miktarını ölçtüğümüzde, sonuçlar çok daha heterojendir. Sakız çiğneyenler ile çiğnemeyenler arasında günlük enerji alımında çok az fark gözlemlenen çalışmalar olduğu gibi, bazıları günün belirli anlarında mütevazı azalmalar tespit etmiştir.
Görünüşe göre, sakız açlık hissini daha çok öznel olarak etkiler, gerçek fizyolojik tokluktan ziyade. Yani, belirli bir anda bir şeyler yeme dürtüsünü azaltmaya yardımcı olabilir, ancak arka plandaki açlık sinyallerini “kapatmaz” veya günlük kalori dengesini tek başına değiştirmez.
Bazı çalışmalarda, uzun bir açlık döneminin ardından (örneğin, 12 saat), şeker içermeyen sakız çiğnemenin, yemek sonrası yükselen bir tokluk hormonu olan GLP-1 seviyelerini artırdığı gözlemlenmiştir. Bu bulgu, belirli bir hormonal etki olabileceğini önermektedir, ancak yazarlar bunun pratikteki önemini anlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır.
Sakız Yemek Gerçekten Zayıflatır Mı?
İşte milyon dolarlık soru: Eğer amacınız kilo vermekse, sakız çiğnemenin bir faydası var mı? Uzmanların çoğunun yanıtı oldukça nettir: İştahı veya anksiyeteyi kontrol etmek için geçici bir yardım olabilir, ancak tek başına etkili bir zayıflama stratejisi değildir.
Sakız çiğnemenin sağladığı ekstra enerji harcamasını nicelendirmenin yollarını arayan çalışmalar vardır. New England Journal of Medicine'de yayımlanan bir mektupta, araştırmacı James Levine, 7 obez olmayan yetişkinle yaptığı küçük bir grup çalışmasında, dakikada 100 çiğneme hareketi ile sakız çiğnemenin, dinlenmeye göre saatte yaklaşık 11 kcal daha fazla kalori harcadığını tahmin etmiştir; bu, hareketsiz kalmaktan yaklaşık %19 daha fazladır.
Bu verilerle, yazar, bir kişinin uyanık kalıp sakız çiğneyerek o tempoda bir yıl boyunca devam etmesi durumunda 5 kg kadar kilo verebileceğini öne sürmüştür. Ancak bu sonuç, yalnızca 12 dakikalık bir deneyime dayanmakta ve çok az sayıda insanla gerçekleştirilmiştir; ayrıca günlük yaşamda gerçekçi olmayan bir varsayıma dayanmaktadır (neredeyse tüm gün boyunca sürekli ve oldukça yüksek bir hızda sakız çiğnemek).
Ayrıca, ayakta durmanın (metabolizma bazına göre yaklaşık %11 artış) veya 1,6 km yürüyüş yapmanın (yaklaşık %106 artış) sağladığı enerji harcamasıyla karşılaştırıldığında, zayıflamayı sakıza dayandırmak ve fiziksel aktiviteyi göz ardı etmek mantıksızdır. Formda kalmak için 8 haftalık bir antrenman programı izlemek, çiğneme hareketi ile saatler geçirmekten çok daha pratiktir.
Daha ileriye gidecek olursak, Obesity dergisinde yayımlanan ve büyük bir sakız şirketi tarafından finanse edilen kontrollü ve rastgele bir klinik deneme, 201 obez ve fazla kilolu yetişkini 8 hafta boyunca değerlendirmiştir. Bir grup sağlıklı beslenme yönergeleri almış ve ayrıca günde en az 90 dakika sakız çiğnemeleri istenmiştir; diğer grup yalnızca diyet tavsiyesi almıştır. Çalışmanın sonunda, iki grup arasında kilo kaybında anlamlı bir fark gözlemlenmemiştir.
Bu çalışma, sakızın yoğun ve denetimli bir şekilde kullanıldığında bile zayıflamada belirgin bir avantaj sağlamadığını göstermesi açısından özellikle önemlidir. İlginç olan, sakız üreten endüstrinin bu araştırmayı desteklemesine rağmen, sonuçların sakız çiğnemenin kilo vermeye yardımcı olduğu fikrini desteklememiş olmasıdır.
Sakızın Kalorileri: Önemli Mi Yoksa Değil Mi?
Göz ardı edilen bir diğer konu ise sakızın da kalori içermesidir, özellikle şeker içeriyorsa. Şekerli bir sakız birim başına yaklaşık 10 kcal civarındadır; şekersiz olanlar ise yaklaşık 2-3 kcal içerir. Önemsiz gibi görünebilir, ancak günde birkaç tane tüketildiğinde, yıllık toplam daha belirgin hale gelir.
Örneğin, günde iki adet şekersiz sakız, yıllık yaklaşık 2.000-2.200 kcal anlamına gelir; şekerli sakızla bu rakam günde iki parça tüketildiğinde 7.000 kcal'yi geçebilir. Bu çok fazla değil ama sıfır da değil ve sık tüketim söz konusu olduğunda, diyetin geri kalanı dikkatlice ayarlanmışsa dikkate alınması gereken bir durumdur.
Mesela, çiğneme hareketinin sağladığı hafif ekstra enerji harcaması (bazı çalışmalarda saatte 11 kcal) ve sakızın sağladığı kaloriler büyük ölçüde dengelenmektedir. Örneğin, 15 dakika sakız çiğnemek, yalnızca birkaç kalori yakar; belirgin bir etki yaratması için saatlerce çiğnenmesi gerekir ki bu da pek gerçekçi ve muhtemelen rahatsız edici bir durumdur.
Aslında, eğer bir kişi sakız çiğnemek yerine benzer bir kalori miktarını yakmak istiyorsa, birkaç saniyelik hafif veya yoğun egzersiz (kürek çekme, ragbi, yoğun bahçe işleri, hızlı yürüyüş vb.) ile bunu başarabilir; bu da sakızın sağladığı faydalardan daha fazla sağlık yararı sunar.
Bu nedenle, obezite uzmanları, sakızın tek başına bir kilo kontrol aracı olarak düşünülmemesi gerektiğini vurgulamaktadır. İştahı yönetmekte geçici olarak yardımcı olabilir, ancak yapılandırılmış bir beslenme planının, fiziksel aktivitenin ya da alışkanlıkların genel bir yaklaşımının yerini almaz.
Sakızın Yediklerimiz Üzerindeki İlginç Etkileri
Miktarın ötesinde, bazı çalışmalar sakızın tadının sonrasında hangi tür yiyeceklerin isteneceğini etkileyebileceğini gözlemlemiştir. Örneğin, Buffalo Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmada, nane sakızlarının atıştırmalık seçimlerini, meyve aromalı sakızlarla veya sakız çiğnemeyenlerle karşılaştırıldığında farklı etkilediği görülmüştür.
Glasgow Caledonian Üniversitesi'nde gerçekleştirilen diğer deneyler, sakız çiğnemenin özellikle tatlı atıştırmalıklar üzerindeki isteği azalttığını, tuzlu atıştırmalıklar veya tuzlu sandviçlere karşı çok az bir değişiklik yarattığını göstermektedir. Bu, birçok insanın naneli bir sakız çiğnedikten sonra meyvenin “tuhaf” tadı olduğunu ve daha az istek duyduğunu belirtmesiyle örtüşmektedir.
Bu etkinin iki yönü vardır: bir yandan, sağlıksız tatlıların tüketimini azaltmaya yardımcı olabilir; diğer yandan, sağlıklı tatlılar (örneğin meyve) üzerindeki isteği de azaltıyorsa, genel diyet kalitesini kötüleştirebilir. Sonuçta, bu durum nasıl kullanıldığına ve sonrasında neyin tercih edildiğine bağlıdır.
Ayrıca, karın ameliyatı geçiren kişilerde, erken postoperatif dönemde sakız çiğnemenin iştahın geri dönüşünü ve bağırsak transitini hızlandırabileceği, açlık hissinin geri dönme süresini kısaltabileceği gözlemlenmiştir. Bu klinik bağlamda, iyileşmeyi artırmak için potansiyel bir ilaç dışı tedavi olarak incelenmektedir.
Ek olarak, bazı çalışmalar, sakız çiğnemenin fiziksel aktivite sırasında (örneğin yürüyüş yaparken) etkisini araştırmıştır. Bir Japon çalışmasında, sakız çiğneyerek yürüyen kişilerin kalp atış hızlarının biraz arttığı ve biraz daha hızlı yürüdükleri görülmüştür; bu da enerji harcamasını hafifçe artırabilir. Yine, araştırmacılar bunun kilo kontrolü üzerindeki gerçek etkisini anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır.
Diğer Olası Faydalar: Ağız, Susuzluk ve Onkolojik Tedavi
Özellikle xylitol içeren şekersiz sakızlar, ağız sağlığında belirli bir iyileşme ile ilişkilendirilmiştir. Kanıtlar tam olarak kesin olmamakla birlikte, bazı çalışmalar diş etlerinin iltihaplanmasını azaltabileceğini ve diş fırçalamayı tamamlayarak plak oluşumunu azaltabileceğini ve ağız bakterilerini kontrol etmeye yardımcı olabileceğini önermektedir.
Pediatrik onkoloji alanında, sakız çiğnemenin kemoterapiye bağlı hafif veya orta dereceli oral mukoziti azaltabileceğine dair çalışmalar bulunmaktadır; bu, ağızda yaraların oluştuğu acı verici bir komplikasyondur. Bu tek başına yeterli bir tedavi değildir, ancak daha geniş bir yaklaşım içinde ek bir destek olabilir.
Ayrıca, sakız çiğnemenin cerrahi müdahale öncesinde preoperatif susuzluk hissini azaltmaya yardımcı olduğu ve ameliyat sonrası bulantı, boğaz rahatsızlığı, ses kısıklığı ve acil tuvalet ihtiyacı gibi durumların daha az görülmesiyle ilişkilendirildiği gözlemlenmiştir. Bazı durumlarda, hastanede kalış sürelerinin biraz daha kısa olduğu da bildirilmiştir.
Son olarak, sosyal ve psikolojik bir yönü de vardır: algı üzerine yapılan bir çalışmada, katılımcıların büyük bir yüzdesi, sakız çiğneyen kişileri çiğnemeyenlere göre daha çekici ve kendine güvenen bulduğunu belirtmiştir. Bu durumun kiloyla bir ilgisi yoktur, ancak birçok insanın sakızı “rahat” ve kendine güvenen bir imajla ilişkilendirmesinin nedenini açıklar.
Ayrıca, çeşitli çalışmalar sakız çiğnemenin konsantrasyonu ve dikkat bazı yönlerini artırabileceğini, muhtemelen çiğneme sırasında kortikal aktivasyon ve beyin kan akışındaki artış nedeniyle olduğunu göstermektedir. Bu, daha iyi çalışmak için sihirli bir iksir değildir, ancak bazı insanlar için küçük bir odaklanma hilesi olarak işe yarayabilir.
Sakız Tüketiminin Riskleri ve Sınırları
Her şeyde olduğu gibi, sakızın da aşırı tüketildiğinde olumsuz yanları vardır. Beslenme uzmanları ve diş hekimleri, sorunları önlemek için bazı pratik sınırlar koymaktadır. Örneğin, günde 15-20 adet şekersiz sakız tüketimini aşmamayı önermektedirler; birçok kişi için bu rakamın oldukça altında kalmak daha uygundur.
Aşırı sorbitol ve diğer şeker alkollerinin, uzun süreli kullanımlarda ishal, gaz, karın ağrısı ve dehidrasyona yol açabileceği durumlar gözlemlenmiştir. Büyük miktarlarda şekersiz sakız ve şekerlemeler tüketen bazı kişiler, bağırsak transitini “düzenlemek” amacıyla ciddi sindirim sorunları ve hidrasyon dengesizlikleri geliştirmiştir.
Çiğneme hareketinin aşırı yapılması veya saatlerce sürdürülmesi, temporomandibular eklemde iltihap ve ağrıya neden olabilir. Bruxizm, ısırma sorunları veya çene ağrısı geçmişi olan kişiler, çiğneme süresini ve gücünü sınırlayarak daha dikkatli kullanmalıdır.
Diş sağlığı açısından, şekerli sakız tercih edilirse, diş çürüğü riski belirgin şekilde artar; özellikle ara öğünlerde tüketildiğinde ve iyi bir ağız hijyeni sağlanmadığında. Bu nedenle, sakızı iştah veya stres için “müttefik” olarak kullanırken, uzmanlar her zaman şekersiz ve mümkünse xylitol içeren versiyonları tercih etmeyi önermektedir.
Son olarak, belirgin bir alışkanlık bileşeni de olabilir. Bazı kişiler, sakıza neredeyse “bağımlı” hissettiklerini ve yanlarında sakız olmadığında kaygı duyduklarını belirtmektedir. Bu, diğer bağımlılıklara göre daha az sorunlu olsa da, duygularla veya açlıkla başa çıkmak için tek strateji haline gelirse sağlıksız bir modeldir.
Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda, sakızın kilo kaybındaki gerçek rolü oldukça sınırlıdır: anksiyeteyi yatıştırmak, ağzı meşgul tutmak ve özellikle tatlılara karşı bazı istekleri azaltmak için geçici bir destek olabilir; ancak vücudu daha fazla kalori “yakmaya” neden olmaz ve dengeli bir beslenmenin ya da günlük hareketin yerini almaz. **Aşırıya kaçmadan, şekersiz ve sindirim ile çiğneme sınırlarını dikkate alarak kullanıldığında, daha geniş bir alışkanlık değişikliği içinde küçük bir araç olarak yer alabilir. Ancak sakız çiğnemenin tek başına zayıflatacağına inanmak, mevcut kanıtlarla desteklenmeyen bir beklentidir.**
Yorumlar
(5 Yorum)